28 Aralık 2017 Perşembe

CEMAL KÜLÂHLI (43. Hükümet, GIDA-TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI, 1965-1999 Dönemi Bursa Milletvekili ve DEMOKRATLAR KULÜBÜ Yönetim Kurulu Üyesi) 26 Aralık 2017 Salı Günü Vefat Etti.

CEMAL KÜLÂHLI HAK'A YÜRÜDÜ
CEMAL KÜLÂHLI' YA MECLİS' TE SON GÖREV..
Eski İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ve diğer arkadaşlarla birlikte rahmetli Cemâl beye son görev. Not Bu fotoğrafı Bursa' dan elde edip,bir saat sonra bana göndermek becerisine ve Ankara çevresine sahip Saygun Çelebi kardeşime teşekkürler.. (Bursa Milletvekili, Av. ERTUĞRUL MAT)
Eski Bakanlardan Külahlı vefat etti
Eski Bakan ve Bursa Milletvekili Cemal Külahlı (87) vefat etti. Külahlı, yarın TBMM'de düzenlenecek törenin ardından, Gölbaşı Mezarlığı'nda toprağa verilecek. (Haber Merkezi 26 Aralık 2017, 17:07 Son Güncelleme: 26 Aralık 2017, 17:12 AA) Cemal Külahlı: Eski Bakan ve Bursa Milletvekili Cemal Külahlı, yarın TBMM'de düzenlenecek tören ve Kocatepe Camisi'nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, Gölbaşı Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Bursa'nın Orhaneli ilçesinde doğan Külahlı İstanbul Teknik Üniversitesinde Elektrik Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Külahlı, TBMM'de 1965-1999 yılları arasında Bursa Milletvekili olarak yer aldı, 43. Hükümet'te de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görevini üstlendi.
Cemal Külahlı, evli ve üç çocuk babasıydı.
43. Dönem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Cemal Külahlı İçin Tören Düzenlendi
43. dönem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Cemal Külahlı için tören düzenlendiANKARA - 43. Dönem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Cemal Külahlı için tören düzenlendi. (27 Aralık 2017 Çarşamba 14:30) 43. dönem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Cemal Külahlı için tören düzenlendi. ANKARA - 43. Dönem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Cemal Külahlı için tören düzenlendi. Külahlı için TBMM'de düzenlenen törene; TBMM Başkanı İsmail kahraman, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, eski TBMM Başkanları Cemil Çiçek ve Bülent Arınç, eski Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Esat Kıratlıoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, ailesi ve yakınları katıldı. Törende, Külahlı'nın özgeçmişi okundu ve saygı duruşunda bulunuldu.
***************************************

CEMAL KÜLÂHLI, 1930 Bursa, Orhaneli; Bursa Milletvekili & Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı - Demokratlar Kulübü Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi

Cemal Külahlı 
(Doğumu: 1930, Orhaneli-BURSA, Türkiye), Türk Siyasetçi.
İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisi Bölümü'nü bitirdi. Etibank Şebeke Tesis Müdür Yardımcılığı ve Başmühendisliği, Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Başkanlığı, 2.(XIII), 3.(XIV), 4.(XV), 5.(XVI) ve XX. Dönem Bursa Milletvekilliği ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptı. Evli ve üç çocuk babasıdır.
Uludağ Sarıalan: Cemal Külahlı, Bedri Elibol, Barlas Küntay, Ertuğrul Mat,Ahmet Cenkçiler ve Hüseyin Kuşku 1970'ler. Kaynak: Serdar Kuşku

30 EKİM 1997 - Cemal Külahlı ANAP'a geçti
ANKARA- RP'den bir süre önce istifa ederek bağımsız kalan Bursa Milletvekili Cemal Külahlı, ANAP'a katıldı. Külahlı'nın katılımıyla ANAP'ın Meclis'teki üye sayısı 139'a yükselirken, bağımsız üye sayısı da 20'ye düştü. Külahlı, ANAP'a girmeden önce, Meclis'teki odasında Başbakan Mesut Yılmaz ile görüştü. Külahlı'yı ANAP Grup Başkanvekili Ülkü Güney Başbakan Yılmaz'ın odasına götürdü. Külahlı, ANAP'a girdiğine ilişkin dilekçeyi, Meclis Başkanlığı'na gönderdi. Külahlı, 1995 seçimlerinde Aydın Menderes kontenjanından RP Bursa Milletvekili olarak parlamentoya girmiş, bir süre önce de partisinden istifa ederek bağımsız kalmıştı. Külahlı'nın katılımıyla ANAP'ın milletvekili sayısı 139'a yükselirken, bağımsızların sayısı da 20'ye düştü.
Menderes'in ekibi
ANKARA - MİLLİYET 
"HÜKÜMETİN ömrünün bittiğini" söyleyen RP Genel Başkan Yardımcısı Aydın Menderes, 24 Aralık 1995 genel seçimleri öncesi Demokrat Parti'den istifa ederek altı arkadaşıyla birlikte RP'ye geçmiş ve bu partinin listesinden TBMM'ye girmişti. "Menderes'in ekibi" diye nitelendirilen ve RP'den istifa edebileceği belirtilen bu milletvekilleri şöyle:
* Gürcan Dağdaş (Devlet Bakanı - İstanbul Milletvekili): Büyük Değişim Partisi kurucusu olan Dağdaş, Menderes'in kabine içindeki temsilcisi. AP'li Tarım Bakanı Bahri Dağdaş'ın yeğeni olan Gürcan Dağdaş, hem DP içinde hem de RP'de Menderes'in "sağ kolu" olarak tanındı.
Cemal KÜLÂHLI
Cemal Külahlı (Bursa Milletvekili): 
DP - AP geleneğinden gelen Külahlı. 12 Eylül öncesinde dört dönem AP milletvekili olarak görev yaptı. Külahlı, bu dönemde Tarım Bakanlığı görevini de yürüttü. 12 Eylül'den sonra Aydın Menderes'le biraraya gelen Külahlı DP'nin "gelenekçi" üyesi olarak tanınıyor.
* Şaban Karataş (Ankara Milletvekili): 1980'den önce bir dönem AP milletvekilliği de yapan Karataş, DP'nin "Aydınlar Ocağı" kökenli üyesi. Bir dönem TRT Genel müdürlüğü görevini de üstlenen Karataş, Bezm - i Alem Üniversitesi kurucu mütevelli heyeti başkanlığını da yaptı.
* Ahmet Bilge (Ankara Milletvekili): Büyük Değişim Partisi kurucularından Bilge, TBMM'nin asker kökenli üyelerinden. Kara Harp Okulu öğretim üyeliği yapan, ABD'de Psikolojik Harp Okulu'nu bitiren Bilge, DP'nin, daha sonra da RP'nin askeri kanatla ilişkisini sağlayan isimlerden biri.
* Fethi Acar (Kastamonu Milletvekili): Acar da 1980 öncesi AP saflarında politika yapmış bir isim. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi mezunu olan Acar, DP'nin genel başkana yakın isimlerinden.
* Metin Işık (İstanbul Milletvekili): DP'nin gazeteci kökenli üyesi. Aydın Menderes'in yakın çalışma arkadaşlarından. Menderes DP'den ayrılıp RP'ye geçerken kendisiyle birlikte hareket etti.
* Ferit Bora (Diyarbakır Milletvekili): 18'inci dönem milletvekili Ferit Bora'nın yolu Menderes ve arkadaşları ile daha sonra birleşti. Hani Belediye Başkanlığı da yapan Bora, RP milletvekili seçildikten sonra Menderes grubuyla yakın ilişkiye girdi.

14 Aralık 2017 Perşembe

BİR DEVRİN HAFIZASI "RASİM CİNİSLİ" 1965 MTTB Genel Başkanı, ADALET PARTİSİ (1969) VE DEMOKRATİK PARTİ (1973) ERZURUM MİLLETVEKİLİ, DYP İSTANBUL İL BAŞKANI (1994)

BİR DEVRİN HAFIZASI 
Rasim CİNİSLİ
Kitap Hakkında
Erzurum'un köklü ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Genç bir üniversite öğrencisi olarak geldiği İstanbul'da kendini politik bir ortamın içinde buldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyken dönemin önemli fikir adamlarıyla tanıştı. 
27 Mayıs yargılamalarına tanıklık etti. Zorlu bir mücadele sonunda MTTB genel başkanı oldu. Kendi deyimiyle "İnançlı genç bir kadronun neleri başarabildiğinin onurlu heyecanını burada yaşadı." Başkanlık dönemi boyunca unutulmaz faaliyetlere imza attı. Gençlik lideri olarak başarıları onu siyasetin içine çekti. Adalet Partisi'nden Erzurum milletvekili seçildi. Süleyman Demirel'e muhalif 41'ler Hareketi içinde yer aldı. Demokratik Parti'nin kurucularından oldu ve 1973 seçimlerinde yeniden parlamentoya girdi. Aktif politikaya uzun bir süre ara verdikten sonra 1990'lı yıllarda Tansu Çiller'in davetiyle DYP İstanbul İl Başkanı oldu. Ancak kısa süre sonra istifa etti.
İlkelerinden taviz vermemesiyle ve son derece dürüst kişiliğiyle politika sahnesinde saygınlık kazanan Rasim Cinisli, yakın tarihimizde bizzat tanıklık ettiği önemli olayları, unutulan veya unutturulmak istenen gerçekleri içeren "bir devrin hafızasını" okurla paylaşıyor.
27 Mayıs'ın arkasında kim ya da kimler vardı? 
Darbeler ülkenin geleceğini nasıl etkiledi?
Milletimizin en kıymetli varlığı gençliğe nasıl kıydılar? 
12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından Cevdet Sunay'ın "derin ve sonu karanlık bir çıkmaz" dediği tehlike neydi? 
"Başarılı olsalardı Türkleri Sibirya'ya süreceklerdi" diyen başbakan kimdi? 
Yurtdışından uzanan ellere kimler kucak açtı? 
Osmanlı Hanedanı'nın Türkiye'ye dönüşüne izin veren yasa hangi koşullarda kabul edildi?
12 Eylül'de Kenan Evren Türkiye'nin elindeki en büyük kozu Yunanistan'a nasıl teslim etti?

Rasim CİNİSLİ, Yazar
Rasim Cinisli, 1939 yılında Erzurum'un Aşkale kazasına bağlı Cinis köyünde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzurum'da yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 27 Mayıs 1960 darbesi öncesi ve sonrası öğrenci olaylarının tanığı oldu. 18 Mart 1965'te Bursa'da yapılan Milli Türk Talebe Birliği kongresinde genel başkan seçildi. MTTB Genel Başkanlığı görevi Kasım 1966 tarihine kadar devam etti. 1969 genel seçimlerinde Adalet Partisi listesinden Erzurum milletvekili seçildi. 1971'de kurulan Demokratik Parti'nin kurucuları arasında bulundu ve DP Genel İdari Kurul üyeliği yaptı. 1973 genel seçimlerinde Demokratik Parti'den yine Erzurum milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı. 1976 yılında İstanbul'a yerleşti ve siyasi çalışmalarına bir süre ara verdi. 1994’te Tansu Çiller’in davetiyle katıldığı Doğru Yol Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığını yaptı. İstifa ettikten sonra aktif siyaseti tamamen bıraktı ve Bir Devrin Hafızası adını verdiği anılarını kaleme aldı.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Demokrat Parti (Aydın Menderes dönemi) Genel Başkan Yardımsısı ve Teşkilât Başkanı, Balıkesir Milletvekili "İLHAN AYTEKİN" Vefat Etti (Cenazesi: 12 Haziran 2017 Pazartesi Günü Toprağa Verildi)

İlhan AYTEKİN 12 Haziran 2017 Pazartesi Günü Memleketi Balıkesir'de Toprağa Verildi.
Diyaliz alırken enfeksiyon kapıyor, Güven Hastanesinde 10 gün kadar tedavi görüyor. Balıkesir Paşa Camiinden Öğle namazına müteakip Başçeşme mezarlığında toprağa verildi. Definden sonra Hüseyin Çelik bir konuşma yaptı (HABER: Kağan Bayındır kaanbayindir@icloud.com)










22 Şubat 2017 Çarşamba

DR. ESAT KIRATLIOĞLU "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE REFERANDUM" HAKKINDA BİR AÇIKLAMA YAPTI

UMUR-U DEVLETTEN BİR DUAYEN KONUŞTU: "5 dönem Nevşehir Milletvekili, 1979-80 yılları Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Devlet Bakanı Dr. Esat KIRATLIOĞLU; Anayasa Değişikliği ile Referandum konusunda açıklama yaptı"

14., 16., 18., 19. ve 20 Dönemleri Nevşehir Milletvekili, 1979-80 yıllarının Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Devlet Bakanı Dr. Esat KIRATLIOĞLU; Anayasa Referandumu ve (Türk tipi denilen çakma başkanlık) Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkındaki duygu, kaygı, bilgi ve düşüncelerini 22 Şubat 2017 günü kamuoyu, basın ve halka açıkladı:
DR. ESAT KIRATLIOĞLU’NUN BASIN AÇIKLAMASI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ HALKINA MESAJI:
“Bu konuda 62 yıllık politik geçmişi olan, uzun yıllar Parlamentoda bulunan, Bakanlıklar, Genel Başkan Yardımcılıkları, Grup Başkanvekilleri ve 13 yıl Avrupa Konseyi Parlamento üyeliği ve yüksek tahsilini ile doktorasını Avrupa'da yapan birisi olarak düşüncelerimi sunacağım.
Cumhurbaşkanlığı sisteminin içeriğine şöyle bir bakalım:
Cumhurbaşkanı ve TBMM aynı günde ve 5 yıl için seçiliyor. Başbakanlık kalkıyor.
Cumhurbaşkanlığı yardımcıları ve bakanların tayinini Cumhurbaşkanı yapıyor. Bunların milletvekili sıfatlığı yok ama milletvekili dokunulmazlığı var.
Yüksek memurlar da Cumhurbaşkanlığınca atanıyor.
Hükümetin Kanun Tasarısını verme ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkartma yetkisi kalkıyor ve bakanların Meclis’e devamına lüzum kalmıyor.
KYK çıkartma yetkisi Cumhurbaşkanına veriliyor. Bakanlar hakkında Meclis’in denetim için vereceği gensoru ve sözlü soru kakkı kaldırılıyor. Bakan ancak milletvekilinin yazılı sorusuna cevap veriyor. Adeta bakanlarla milletvekillerinin ilişkisi kesiliyor.
Hükümeti tek başına yöneten Cumhurbaşkanı ve bakanlar hakkında TBMM'nin tek denetim yetkisi var o da cumhurbaşkanı ve bakanlar hakkında 301 imza ile soruşturma isteyebiliyor, 360 oyla soruşturmaya karar veriyor, 400 oyla Yüce Divana gönderiyor. (Meclis 600 üyeli) Ayrıca Cumhurbaşkanının Meclis’i fesih yetkisi var. Cumhurbaşkanı isterse Yüce Divanı engellemek için 301 imza verildiğinde Meclis’i fesheder, kendisi de Meclis’te seçime gider.
Aslında Yüce Divan da Cumhurbaşkanının emrindedir Yüce Divan görevini de yapacak olan Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin 12’sini cumhurbaşkanı doğrudan seçiyor (eskisi gibi), 3 üyeyi Meclis basit çoğunlukla seçiyor.
Cumhurbaşkanı aynı zamanda Parti Genel Başkanıdır. Meclis’teki bu seçim de onun kontrolü altındadır. Dolayısıyla Yüce Divana gitmek için 400 imza bulmak da imkânsızdır.
Bu şartlar altında Cumhurbaşkanı ve Hükümet, TBMM'nin denetimi dışındadır. Cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Bu durumda TBMM'nin tek yetkisi kalıyor, kanunu yapmak.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim aynı gün olduğu için; kazanan Partili Cumhurbaşkanının partisi de Meclis’te çoğunlukla olacaktır.
Cumhurbaşkanı KHK’larla ülkeyi yönetecek ve Meclis’te kanun çıkararak bu kararnameleri kaldırmak zorlaşacaktır ve Cumhurbaşkanının OHAL’de çıkaracağı KHK’yı kanun çıkararak kaldıramayacaktır.
Bir Cumhurbaşkanı ikinci defa seçildikten sonra, döneminin bitmesine 1 ay kala isterse Meclis’i fesheder. Bu durumda Anayasa O’na üçüncü defa seçilme hakkı tanıyor.
HSYK 22 üyeden 13 üyeye düşürülüyor. Bunlardan  6’sını eskisi gibi Cumhurbaşkanı seçiyor, 7’sini de Cumhurbaşkanının Genel Başkanı olduğu Parti'nin Meclis'teki çoğunluğu seçiyor. Dolayısıyla bu kurul da Cumhurbaşkanının emrindedir.
HSYK Yargıtay üyelerini seçiyor ve tüm savcılar ve hakimlerin amiri oluyor. Yargıtay Başsavcısı ve vekilini Cumhurbaşkanı atıyor. 90 üyeye indirilen Danıştay'ın 3’te 1’ini Cumhurbaşkanı, 4’te 3’ünü de Cumhurbaşkanının kontrolündeki HSYK seçecek, böylece topyekun yargı da Cumhurbaşkanının kontrolünde olacak.
Bütçeyi Meclis’e Cumhurbaşkanı getirecek. Meclis kabul etmezse, Cumhurbaşkanı yeni bütçe kabul edilene kadar, bir önceki yılın rakamlarını yeniden değerlendirme oranına göre artıracak ve uygulayacak, Meclis devre dışı kalacak.
ABD ve Güney Amerika, Afrika, Asya'daki devletler başkanlık sistemini uyguluyor. ABD hariç (Cumhurbaşkanlığı sistemi ona da uymuyor) diğerlerinin tamamı, diktatörlükle yönetiliyor. Buna karşılık Avrupa'da tüm devletler ise (yarı başkanlık Fransa dâhil) parlamenter sistemi uyguluyor. Çoğu koalisyonla, hatta bazıları 2.Cihan Harbi’nden beri koalisyonla yönetiliyor. Mesela Avusturya ve büyük manada Almanya... Hiçbirisi, hatta sıkça koalisyon hükümetleri yaşayan İtalya ve Yunanistan dahil, başkanlık sistemine geçmeyi düşünmüyor. İki başlılığı da önlemişler; esas parlamenter sistem olduğu için başlarında ya yalnız temsil sıfatı bulunan kral ya da halkoylamasıyla gelse dahi, yalnız temsil sıfatı bulunan Cumhurbaşkanı vardır. İki başlılık yok, vesayet yoktur. Hepsinde de milli gelir 40 bin doların üstünde.
Türkiye 1960 ve 1980 Türkiye’si değil artık.
İhtilal koalisyonları da olmaz artık. Halk sokağa ihtilal desteklemek için değil, durdurmak için iniyor.
Türkiye’de en büyük şikâyet konusu olan iki başlılığı önlemenin demokratik çözümü şudur: "Avrupa devletleri gibi parlamenter sistemdedir ve halkoylamasıyla gelse dahi Cumhurbaşkanına yalnız temsil sıfatı vermektir. Başkanlık sistemi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin uymadığı ABD hariç, uygulanan tüm ülkeleri diktatör yapmıştır. Bunun nesini deneyeceğiz. Bir Arap atasözü vardır der ki; tecrübe edileni tekrar deneme, pişman olursun.”

9 Aralık 2016 Cuma

İSMET (SEZGİN) AĞABEY - Mehmet Necati GÜNGÖR (09 Aralık 2016 - Cuma)

İSMET AĞABEY
Mehmet Necati GÜNGÖR
                Türk siyasetinin yakışıklı jönüydü.
                Dünya starlarını alt edecek bir yakışıklılık.
                Türkiye’nin en genç Belediye başkanı.
                27 yaşında Aydın Belediye Başkanı...
                Bu yaşta partisine demokrasi dersi veren cesur yürek.
                Olay şudur:
                Adnan Menderes başbakan, İsmet İnönü muhalefet lideri.
                Aydın’a gelecek, konuşma yapacağı bir salon bulamıyor.
                İktidar korkusuyla düğün salonu bile verilemiyor.
                Genç belediye başkanı “olmaz böyle şey!” diyor
                Ve kimseye danışmadan Belediyenin salonunu muhalefet liderine tahsis ediyor.
                İsmet Ağabey, işte o tarihten beri bütün görevlerinde demokrasi sınavını başarı  ile vermiş bir siyasetçi.
                Sade o mu?
                Partili partisiz herkesin derdine, imdadına koştu.
                Kimseye partisini sormadı, kimseye hayır demedi.
                Elinden ne geldiyse, yardım isteyenlerin imdadına koştu.
                Türkiye’nin ilk Gençlik ve Spor Bakanı oldu.
                Gazeteler, İsmet Ağabey’in kafa resmini büyüterek bastılar.
                Çok yakışıklı bir bakan. Tunçtan bir heykel gibi yer aldı gazetelerde bu resim.
                Sonra Maliye, sonra İçişleri, sonra Başbakan  Yardımcılığı ve Savunma Bakanlığı, sonra TBMM Başkanlığı.
                Bir siyasetçinin ömrüne sığabilecek bütün makamlarda bulundu ve hepsinin hakkından başarıyla çıktı.
                İnsan sevgisiyle dolu bir kişilik.
                Herkesin “ismet ağabey”si oldu.
                O’nu herkes çok sevdi.
                Biz de...
                O, Aydın’ın yiğit efesiydi.
                1970’li yıllarda bir gün Meclis’in Çankaya kapısının etrafı solcu bilinen bir topluluk tarafından sarılmıştı.
                İktidar milletvekillerine kin kusan topluluk, belki de karşısına çıkan ilk milletvekilini linç edecekti.
                O zaman Kültür Bakanlığı’nda çalışıyordum.
                Bakanlıktan Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Yılmaz ağabeyimizin arabasıyla Çankaya’ya doğru çıkarken, bir ne görelim; İsmet ağabey, başında kasket, sağ eli pantolon cebinde, Meclis’in Çankaya kapısına doğru tek başına yürüyor.
                Başına bir hal gelecek diye endişelendik ve kendisini arabaya davet ettik.
                “Sağ olun çocuklar” deyip yoluna devam etti.
                Biz, yine de arkasından takipte kaldık.
                Baktık, hiç bir korku emaresi göstermeden aynı efe duruşuyla yürüdü, Meclis’in Çankaya kapısından içeri girdi.
                Kimse de dokunamadı.
                Bu gün o kapıdan son yolculuğuna yürüdü.
                Sonra Kocatepe Camii, sonra Devlet Mezarlığı...
                Bir “büyük adam”ın Hakka yürüyüşüydü.
                Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.