12 Haziran 2017 Pazartesi

Demokrat Parti (Aydın Menderes dönemi) Genel Başkan Yardımsısı ve Teşkilât Başkanı, Balıkesir Milletvekili "İLHAN AYTEKİN" Vefat Etti (Cenazesi: 12 Haziran 2017 Pazartesi Günü Toprağa Verildi)

İlhan AYTEKİN 12 Haziran 2017 Pazartesi Günü Memleketi Balıkesir'de Toprağa Verildi.
Diyaliz alırken enfeksiyon kapıyor, Güven Hastanesinde 10 gün kadar tedavi görüyor. Balıkesir Paşa Camiinden Öğle namazına müteakip Başçeşme mezarlığında toprağa verildi. Definden sonra Hüseyin Çelik bir konuşma yaptı (HABER: Kağan Bayındır kaanbayindir@icloud.com)










22 Şubat 2017 Çarşamba

DR. ESAT KIRATLIOĞLU "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE REFERANDUM" HAKKINDA BİR AÇIKLAMA YAPTI

UMUR-U DEVLETTEN BİR DUAYEN KONUŞTU: "5 dönem Nevşehir Milletvekili, 1979-80 yılları Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Devlet Bakanı Dr. Esat KIRATLIOĞLU; Anayasa Değişikliği ile Referandum konusunda açıklama yaptı"

14., 16., 18., 19. ve 20 Dönemleri Nevşehir Milletvekili, 1979-80 yıllarının Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Devlet Bakanı Dr. Esat KIRATLIOĞLU; Anayasa Referandumu ve (Türk tipi denilen çakma başkanlık) Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkındaki duygu, kaygı, bilgi ve düşüncelerini 22 Şubat 2017 günü kamuoyu, basın ve halka açıkladı:
DR. ESAT KIRATLIOĞLU’NUN BASIN AÇIKLAMASI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ HALKINA MESAJI:
“Bu konuda 62 yıllık politik geçmişi olan, uzun yıllar Parlamentoda bulunan, Bakanlıklar, Genel Başkan Yardımcılıkları, Grup Başkanvekilleri ve 13 yıl Avrupa Konseyi Parlamento üyeliği ve yüksek tahsilini ile doktorasını Avrupa'da yapan birisi olarak düşüncelerimi sunacağım.
Cumhurbaşkanlığı sisteminin içeriğine şöyle bir bakalım:
Cumhurbaşkanı ve TBMM aynı günde ve 5 yıl için seçiliyor. Başbakanlık kalkıyor.
Cumhurbaşkanlığı yardımcıları ve bakanların tayinini Cumhurbaşkanı yapıyor. Bunların milletvekili sıfatlığı yok ama milletvekili dokunulmazlığı var.
Yüksek memurlar da Cumhurbaşkanlığınca atanıyor.
Hükümetin Kanun Tasarısını verme ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkartma yetkisi kalkıyor ve bakanların Meclis’e devamına lüzum kalmıyor.
KYK çıkartma yetkisi Cumhurbaşkanına veriliyor. Bakanlar hakkında Meclis’in denetim için vereceği gensoru ve sözlü soru kakkı kaldırılıyor. Bakan ancak milletvekilinin yazılı sorusuna cevap veriyor. Adeta bakanlarla milletvekillerinin ilişkisi kesiliyor.
Hükümeti tek başına yöneten Cumhurbaşkanı ve bakanlar hakkında TBMM'nin tek denetim yetkisi var o da cumhurbaşkanı ve bakanlar hakkında 301 imza ile soruşturma isteyebiliyor, 360 oyla soruşturmaya karar veriyor, 400 oyla Yüce Divana gönderiyor. (Meclis 600 üyeli) Ayrıca Cumhurbaşkanının Meclis’i fesih yetkisi var. Cumhurbaşkanı isterse Yüce Divanı engellemek için 301 imza verildiğinde Meclis’i fesheder, kendisi de Meclis’te seçime gider.
Aslında Yüce Divan da Cumhurbaşkanının emrindedir Yüce Divan görevini de yapacak olan Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin 12’sini cumhurbaşkanı doğrudan seçiyor (eskisi gibi), 3 üyeyi Meclis basit çoğunlukla seçiyor.
Cumhurbaşkanı aynı zamanda Parti Genel Başkanıdır. Meclis’teki bu seçim de onun kontrolü altındadır. Dolayısıyla Yüce Divana gitmek için 400 imza bulmak da imkânsızdır.
Bu şartlar altında Cumhurbaşkanı ve Hükümet, TBMM'nin denetimi dışındadır. Cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Bu durumda TBMM'nin tek yetkisi kalıyor, kanunu yapmak.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim aynı gün olduğu için; kazanan Partili Cumhurbaşkanının partisi de Meclis’te çoğunlukla olacaktır.
Cumhurbaşkanı KHK’larla ülkeyi yönetecek ve Meclis’te kanun çıkararak bu kararnameleri kaldırmak zorlaşacaktır ve Cumhurbaşkanının OHAL’de çıkaracağı KHK’yı kanun çıkararak kaldıramayacaktır.
Bir Cumhurbaşkanı ikinci defa seçildikten sonra, döneminin bitmesine 1 ay kala isterse Meclis’i fesheder. Bu durumda Anayasa O’na üçüncü defa seçilme hakkı tanıyor.
HSYK 22 üyeden 13 üyeye düşürülüyor. Bunlardan  6’sını eskisi gibi Cumhurbaşkanı seçiyor, 7’sini de Cumhurbaşkanının Genel Başkanı olduğu Parti'nin Meclis'teki çoğunluğu seçiyor. Dolayısıyla bu kurul da Cumhurbaşkanının emrindedir.
HSYK Yargıtay üyelerini seçiyor ve tüm savcılar ve hakimlerin amiri oluyor. Yargıtay Başsavcısı ve vekilini Cumhurbaşkanı atıyor. 90 üyeye indirilen Danıştay'ın 3’te 1’ini Cumhurbaşkanı, 4’te 3’ünü de Cumhurbaşkanının kontrolündeki HSYK seçecek, böylece topyekun yargı da Cumhurbaşkanının kontrolünde olacak.
Bütçeyi Meclis’e Cumhurbaşkanı getirecek. Meclis kabul etmezse, Cumhurbaşkanı yeni bütçe kabul edilene kadar, bir önceki yılın rakamlarını yeniden değerlendirme oranına göre artıracak ve uygulayacak, Meclis devre dışı kalacak.
ABD ve Güney Amerika, Afrika, Asya'daki devletler başkanlık sistemini uyguluyor. ABD hariç (Cumhurbaşkanlığı sistemi ona da uymuyor) diğerlerinin tamamı, diktatörlükle yönetiliyor. Buna karşılık Avrupa'da tüm devletler ise (yarı başkanlık Fransa dâhil) parlamenter sistemi uyguluyor. Çoğu koalisyonla, hatta bazıları 2.Cihan Harbi’nden beri koalisyonla yönetiliyor. Mesela Avusturya ve büyük manada Almanya... Hiçbirisi, hatta sıkça koalisyon hükümetleri yaşayan İtalya ve Yunanistan dahil, başkanlık sistemine geçmeyi düşünmüyor. İki başlılığı da önlemişler; esas parlamenter sistem olduğu için başlarında ya yalnız temsil sıfatı bulunan kral ya da halkoylamasıyla gelse dahi, yalnız temsil sıfatı bulunan Cumhurbaşkanı vardır. İki başlılık yok, vesayet yoktur. Hepsinde de milli gelir 40 bin doların üstünde.
Türkiye 1960 ve 1980 Türkiye’si değil artık.
İhtilal koalisyonları da olmaz artık. Halk sokağa ihtilal desteklemek için değil, durdurmak için iniyor.
Türkiye’de en büyük şikâyet konusu olan iki başlılığı önlemenin demokratik çözümü şudur: "Avrupa devletleri gibi parlamenter sistemdedir ve halkoylamasıyla gelse dahi Cumhurbaşkanına yalnız temsil sıfatı vermektir. Başkanlık sistemi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin uymadığı ABD hariç, uygulanan tüm ülkeleri diktatör yapmıştır. Bunun nesini deneyeceğiz. Bir Arap atasözü vardır der ki; tecrübe edileni tekrar deneme, pişman olursun.”

9 Aralık 2016 Cuma

İSMET (SEZGİN) AĞABEY - Mehmet Necati GÜNGÖR (09 Aralık 2016 - Cuma)

İSMET AĞABEY
Mehmet Necati GÜNGÖR
                Türk siyasetinin yakışıklı jönüydü.
                Dünya starlarını alt edecek bir yakışıklılık.
                Türkiye’nin en genç Belediye başkanı.
                27 yaşında Aydın Belediye Başkanı...
                Bu yaşta partisine demokrasi dersi veren cesur yürek.
                Olay şudur:
                Adnan Menderes başbakan, İsmet İnönü muhalefet lideri.
                Aydın’a gelecek, konuşma yapacağı bir salon bulamıyor.
                İktidar korkusuyla düğün salonu bile verilemiyor.
                Genç belediye başkanı “olmaz böyle şey!” diyor
                Ve kimseye danışmadan Belediyenin salonunu muhalefet liderine tahsis ediyor.
                İsmet Ağabey, işte o tarihten beri bütün görevlerinde demokrasi sınavını başarı  ile vermiş bir siyasetçi.
                Sade o mu?
                Partili partisiz herkesin derdine, imdadına koştu.
                Kimseye partisini sormadı, kimseye hayır demedi.
                Elinden ne geldiyse, yardım isteyenlerin imdadına koştu.
                Türkiye’nin ilk Gençlik ve Spor Bakanı oldu.
                Gazeteler, İsmet Ağabey’in kafa resmini büyüterek bastılar.
                Çok yakışıklı bir bakan. Tunçtan bir heykel gibi yer aldı gazetelerde bu resim.
                Sonra Maliye, sonra İçişleri, sonra Başbakan  Yardımcılığı ve Savunma Bakanlığı, sonra TBMM Başkanlığı.
                Bir siyasetçinin ömrüne sığabilecek bütün makamlarda bulundu ve hepsinin hakkından başarıyla çıktı.
                İnsan sevgisiyle dolu bir kişilik.
                Herkesin “ismet ağabey”si oldu.
                O’nu herkes çok sevdi.
                Biz de...
                O, Aydın’ın yiğit efesiydi.
                1970’li yıllarda bir gün Meclis’in Çankaya kapısının etrafı solcu bilinen bir topluluk tarafından sarılmıştı.
                İktidar milletvekillerine kin kusan topluluk, belki de karşısına çıkan ilk milletvekilini linç edecekti.
                O zaman Kültür Bakanlığı’nda çalışıyordum.
                Bakanlıktan Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Yılmaz ağabeyimizin arabasıyla Çankaya’ya doğru çıkarken, bir ne görelim; İsmet ağabey, başında kasket, sağ eli pantolon cebinde, Meclis’in Çankaya kapısına doğru tek başına yürüyor.
                Başına bir hal gelecek diye endişelendik ve kendisini arabaya davet ettik.
                “Sağ olun çocuklar” deyip yoluna devam etti.
                Biz, yine de arkasından takipte kaldık.
                Baktık, hiç bir korku emaresi göstermeden aynı efe duruşuyla yürüdü, Meclis’in Çankaya kapısından içeri girdi.
                Kimse de dokunamadı.
                Bu gün o kapıdan son yolculuğuna yürüdü.
                Sonra Kocatepe Camii, sonra Devlet Mezarlığı...
                Bir “büyük adam”ın Hakka yürüyüşüydü.
                Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.